

AMASYA-Eğitim-İş Sendikası Amasya Şubesinin daveti üzerine Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonunda “Demokratik açılım ve Türkiye” konulu bir konferans veren emekli albay Erdal Sarızeybek ülkenin içinde bulunduğu duruma nasıl getirildiği ve sürecin nasıl işletildiği konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Konferansa Eğitim İş Amasya temsilcisi Orhan Erkan, ADD Amasya Şube Başkanı Cihan Sancak, 47. Bölge Eczacı Odası Başkanı Besim Gökalp, Türk Eğitim Sen Amasya Şube Başkanı Kamil Terzi, çeşitli sivil toplum örgütü temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Güneydoğuda terörle mücadele yıllarından örnekler veren Sarızeybek Özal siyaseti ile terörün örgütü PKK’nın ABD eliyle bölgede nasıl oluşturulduğunu, Çiller Mesut Yılmaz döneminde ise nasıl içinden çıkılmaz bir hale getirildiğini, köylerini terk eden terör mağdurlarına sahip çıkılmadığını, bugün İstanbul’da polisi taşlayan çocukların bu insanların çocukları olduğunu belirtti. 2002 yılında terörün bitme noktasına gelmesine karşın, PKK’nın siyasallaştırılarak ortadan kaldırılmadığına dikkat çeken Sarızeybek iktidarların hiçbir zaman terörün arkasındaki güçlerle mücadele etmediğinin, kırk bin terör örgütü mensubunun yok edilmesine rağmen 300 kişilik yönetim kadrosunun aynı şekilde varlığını koruduğuna dikkat çekti. Sarızeybek “Terör örgütü ile mücadele edecek gücümüz var ama bu gücü kullanacak bir siyasi irade yok. Bu siyasetle terörist ile halkı buluşturdular. Terör örgütünün otuz yılda yapamadığını bu iktidar yedi yılda yaptı.” diye tepki gösterdi. Sarızeybek konuşmasında ülkenin çıkarları doğrultusunda sorunları çözecek güçlü bir siyasi iradeye ihtiyaç olduğuna, açılım adı altında PKK’nın siyasallaştırıldığına, hukukun işlemez hale getirildiğine, etnik ve inanç temelinde ayrışmanın yaşandığına dikkat çekti. Güneydoğuda feodal yapının çözülmediğini, halkın eğitimsiz ve yoksulluk içinde milletvekili olmuş ağaların baskısı altında özgür iradesini kullanmaktan çok uzak olduğunu belirten Sarızeybek, varolan koşullarda demokratik açılımın olamayacağını ancak demokratik açılım adı altında PKK’nın siyasallaşarak bölgede özerkliği ellerine geçirmeyi hedeflediğinin altını çizdi.
Gelinen noktada Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik saldırıların, karlama kampanyalarının sürdüğüne dikkat çeken Sarızeybek, sözde var olduğu iddia olunan Ergenekon tutuklamalarını eleştirdi. Sarızeybek “Sözde bir örgüt. İddia olunan bir örgüt. Yargılama sürüyor, göreceğiz, böyle bir örgüt var mı yok mu? Sözde bir örgütün sözde lideri bir orgeneral; Hurşit Tolon. Ömrünü bu ülkeye hizmetle geçirmiş. Hizmetleri belli, kendi belli, yaptığı iş belli, soyu belli sopu belli. Bu insana konuşma yasağı var. İmralı’da yatan hem DTP’yi idare ediyor hem de dağdaki PKK’yı idare ediyor. Bu nasıl adalet, bu nasıl hukuk, bu nasıl vicdan? Ondan sonra karşımıza çıkan tablo şu, Türk Ordusu terör örgütü gibi algılatılıyor, PKK terör örgütü halk kahramanları gibi algılatılıyor. Ordu milletine ihanet eder mi? Böyle bir şey düşünülebilir mi? Ordumuz millete ihanet edenlere hesap sorar.” dedi.
Türkiye’de terör ile mücadelenin sorumlusunun belli olmadığını, terör başının İmralı’dan örgütü yönetmesine Adalet bakanının ses çıkarmadığını, terör örgütünü var eden nedenler üzerinde hiçbir zaman durulmadığını belirten Sarızeybek konuşmasını şu şekilde sürdürdü; “Önemli olan PKK’nın arkasında kim var? Biz eğer PKK’nın arkasındaki siyaseti göremez isek, bu siyasetle mücadele etmez isek bu terör bu ülkede bitmez. TV’lere çıkıp terörü bize anlatanlar yalan söylüyorlar, bize dağdaki teröristten bahsediyorlar. Dağdaki terörist aşağı inerse terör bitecek. Akan kanlar duracak, analar ağlamayacak, ülke güllük gülüstanlık olacak diyorlar. Dağdaki terörist PKK demek değil ki. Ona gelinceye kadar bir sürü kolları var, başı var, İsviçre’de parası var. Tıpkı bir katiller şirketi gibi 300 kişilik yönetim kurulu var. Otuz yılda 40 bin terörist etkisiz hale getiriliş, hala dağda terörist var. Niye bu dağdaki terörist itmiyor? Çünkü bu katiller çetesinin yönetim kurulunu, parasını, siyasi kol ve kanatlarını etkisiz hale getirecek siyasi irade yok.” diye konuştu.
2002 yılında terörist sayısının üç bin olduğunu, PKK’nın bütün yapılanmasının deşifre olduğunu, her şeyin apaçık bilindiğini belirten Sarızeybet “İsteselerdi terör bitmişti. Bitirmediler. Ne yaptılar? Kürt sorunu diyerek terörü siyasete çektiler. Teröristin kimliğini tanırsanız onun siyasi hedefini de tanıyorsunuz anlamına gelir” dediği konuşmasında Habur sınır kapısından yapılan girişi ve şeklini eleştirdi.
PKK’nın hedefinin kuzeyde bağımsız bir Kürt devleti kurmak olduğuna dikkat çeken Sarızeybek ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesinde (BOP), 1920’de çizilen Sevr haritasında, İsrail’in güvenlik planında PKK’nın istediği bir Kürt devletinin haritasının olduğunun, bu Kürt devleti haritası çizen ülkelerin Türkiye’nin müttefiki olmasının dikkat çekici olduğunu belirtti. Türkiye’nin gelinen noktada tehlikeli bir gidişat içinde olduğunu, halkın bu gidişattan tedirgin olduğunu ve korktuğunu, ülkede güvenliğin sağlanamadığını, teröristi dağa, çocukları sokağa çıkaranlarla, PKK’nın varoluş nedenlerini ortadan kaldırmaya yönelik bir çabanın ve projenin olmadığına, demokratik açılımın PKK’nın siyasallaşmasına hizmet ettiğine dikkat çekti. Terör örgütü ile mücadele edecek gücün olduğunu ancak bu gücü kullanacak bir siyasi iradenin olmadığına dikkat çeken Sarızeybek ülkede etnik köken ve dini farklılıklar üzerinden yapılan ayrıştırma siyasetinin ABD, İsrail çıkarlarına hizmet ettiğinin altını çizdi. Sarızeybek konuşmasını “Ben halkın iradesini temsil etmediğine inanmadığım hükümetin, Türk milletinin kaderini tayin edecek anlaşmalara imza atma hakkı yoktur. Çıkalım meydanlara irademizi gösterelim. Kendi irademizi iş başına getirelim.” diye tamamladı.