Güncel

Güncel

spor

Yaşam

Ekonomi

Sağlık

Politika

Devlet Tokat kebabına el attı

   
Bugün Resmi Gazete'de yayımlanan bir Türkiye Patent Enstitüsü ilanına göre Tokat Kebabı'nın standartlarında bir ayarlama yapıldı
.

  Tokat Kebabı ibareli coğrafi işaret başvurusunun İlan bilgisinde Şişe Dizme bölümündeki “Bu işlem toplam üç defa tekrar edilir. Sonuç olarak 1 Tokat Kebabı şişine 1 kuyruk yağı, 3 patlıcan, 3 et ve 4 parça patates dizilir.” ifadesi çıkartılarak “Bu işlem 4-5 defa tekrar edilir.” şeklinde düzenlendi.

TOKAT KEBABI NEDİR?
Tokat kebabı; taze kuzu eti, kuyruk yağı, patlıcan, domates, yeşil biber, patates, soğan, sarımsak ve özel pişirilmiş kebap pidesi kullanılarak yapılan Tokat yöresine özgü bir yemektir. Özel kebap ocaklarında yapılır. İki Fırın Arasında Yapımına Başlanır. Küçük parçalar halinde kesilen etler baharat, biber ve soğanla terbiye edildikten sonra hafif yağlanmış şişlere takılmak üzere bekletilir. Şişlerin en başına bir parça kuyruk yağı takılır ve sebzelerin düşmemesi için patlıcanın sap kısmı da şişin ucuna takılır. Şiş üzerine bir et bir patlıcan ve sebze aralarına bir parça ince kesilmiş patates dizilir. Patlıcanların kabuğu alınmaz yarıdan kesilmiş ve uzun selvi doğranmış patlıcanlar önceden hafifçe tuzlanmalıdır. Bir şişe de sarımsaklar müstakil olarak takılır. Kebap ocağının ortasında bulunan yatay demire şişler asılır. Fırının iki tarafında bulunan yatay bölümde yanan odunların ateşi ile pişmeye bırakılır. Fırının alt kısmında bulunan şaç tepsiye damlayan yağlar toplanır. Özel pişirilmiş pideler bir tepsiye yayılır. Pişen etler ve sebzeler bunun üzerine sıyrılır. Tepsinin ortasına pişen domatesler konulur. Üzerine toplanan yağlardan gezdirilerek servise alınır. Eski ustaların tabiriyle Tokat Kebabı sadece ısıyla değil ışıkla pişen bir kebaptır.

Tolga Karel o geceyi anlattı

  Sunucu Defne Joy Foster’ın evinde hayatını kaybettiği Kerem Altan hakkında “yardım yükümlülüğünü yerine getirmemek suretiyle ölüme neden olmak” suçundan 3 yıla kadar hapis istemiyle açılan davanın 7. duruşması görüldü.
Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Kerem Altan katılmazken, müşteki Defne Joy Foster’ın annesi Hatice Foster ve eşi İlker Yasin Solmaz’ı avukatları temsil etti. Erken müdahale olması halinde Defne Joy Foster’ın ölümünün engellenip engellenemeyeceği konusunda Adli Tıp Kurumu, “Bütün acil durumlarda erken müdahalenin önemli olduğu tıbben bilinmekle beraber bu vakada erken müdahale edildiği taktirde kişinin kurtulup kurtulmayacağı hususunda kesin bir görüş belirtmenin tıbben mümkün olmadığı” yönünde görüş bildirdi. Adli Tıp Kurumu’ndan gelen rapora karşı beyanda bulunan İlker Yasin Solmaz’ın avukatı Ayşegül Mermer, erken müdahale halinde Defne Joy Foster’ın kurtulabileceğini belirterek, “Hastaneye götürmemesinin nedenini bilmiyoruz. Korktu mu, çekindi mi, taktir mahkemenindir” dedi.
“ERKEN MÜDAHALE EDİLMEDİĞİNİ KABUL ETMİYORUZ”
Kerem Altan’ın avukatı Veysel Ok ise raporun 36 uzman doktorca oy birliği ile hazırlandığını ifade ederek, “Ölümü, Alkol ve ilacın birleşmesi sonucunda olduğuna dair rapor verilmiştir. Olayda da erken müdahale yapılmıştır. Sanık bütün gece Hastane hastane dolaşmıştır. Erken müdahale edilmediğini kabul etmiyoruz” diye konuştu.
“DEFNE O GECE ÇOK ALKOLLÜYDÜ”
Duruşmada tanık sıfatıyla dinlenen oyuncu Tolga Karel, konuyla alakalı bilgi sahibi olmadığını Defne Joy Foster’ı ise 2000’li yıllardan beri tanıdığını belirtti. Olay gecesi Kerem Altan ile Defne Joy Foster’ı gece kulübünden çıkarken gördüğünü söyleyen Karel, “Gece saat 02.30 sıralarında kulüpten çıktılar. Defne o gece çok alkollüydü. ’İstersen daha içme, seni taksiye bindirip eve göndereyim’ dedim. ’Arkadaşım bırakacak, merak etme’ dedi. Gece kulübüne gelmeden önce Defne ile birlikte kalabalık bir arkadaş grubumuzla yemek yedik. Benim yanımda herhangi bir ilaç kullandığını görmedim ama sık sık tuvalete gitti. Ben o gece Kerem Altan’ın evine gitmedim. Kendisiyle de tanışmıyorum. Defne’nin astım veya başka bir hastalığının olduğunu da bilmiyordum” dedi.
“ANNEYİM, YÜREĞİM SIZLIYOR”
Oyuncu Tolga Karel’in ardından söz alan Hatice Foster ise, “Kızım 45 kiloydu, sanık onu nasıl taşıyamadı. Ambulansı aramadı. Anneyim, yüreğim sızlıyor” diye konuştu.
KEREM ALTAN DURUŞMAYA GELECEK
Mahkeme, gelecek celse tutuksuz sanık Kerem Altan’ın son sözünün sorulması için duruşmaya gelmesine hükmederken, tanık sıfatıyla beyanının alınması için duruşmaya çağrılan manken Senem Kuyucuoğlu’nun dinlenilmesinden vazgeçerek duruşmayı erteledi.
OLAYIN GEÇMİŞİ
İstanbul Kadıköy’de Kerem Altan’a ait evde 2 Şubat 2011 de hayatını kaybeden Defne Joy Foster’ın ölümü ile ilgili Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı Kerem Altan’ın, Foster’ın ölümünde kusurunun olmadığını belirterek “takipsizlik” kararı ile dosyayı kapatmıştı. Defne Joy Foster ’ın ailesinin avukatları takipsizlik kararına itiraz etti. Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde incelenen itiraz da ret edildi. Dosya daha sonra Yargıtay 12. Ceza Dairesi tarafından incelendi. Daire, soruşturmanın hukuka aykırı olarak takipsizlik kararı verildiğini belirterek, Kerem Altan hakkında delillerin toplanması ve incelenmesine karar verdi. İtirazın kabulünü Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı’na gönderdi. Altan hakkında “yardım yükümlülüğünü yerine getirmemek suretiyle ölüme neden olmak” suçundan, 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Komşusunu gizli kamerayla yakaladı

  Çerkezköy ilçesinde bir kadın yatak odasında para çalınması üzerine odaya gizli kamera koydu. Gerçek çok kısa bir süre sonra ortaya çıktı. Kadının evinden paraları çalan kişi üst kat komşusuydu
Tekirdağ’ın Çerkezköy İlçesi’nde evinin yatak odasındaki kasasından para çalınması üzerine oda ve kasanın içine güvenlik kamerası yerleştiren Recep ve Hatice Yılmaz çifti, hırsızlığı üst komşusu olan 2 çocuk annesi A.P.’nin yaptığını ortaya çıkardı. Görüntülerle birlikte polise giden Yılmaz çiftinin şikayet üzerine gözaltına alınan A.P., 2 bin lira para çaldığını itiraf etti.
İstasyon Mahallesi’nde pazarcılık yapan Recep ve Hatice Yılmaz çifti, evlerinin odasındaki kasada paraların eksik olduğunu fark edince, hem yatak odasına hem de çelik kasanın içine güvenlik kamerası yerleştirdi. Ayrıca kasanın içindeki paralarında seri numaralarını aldı. Bir süre sonra kamera görüntülerini izleyen Yılmaz çifti, üst kat komşuları olan A.P.’nin eve girerek kasadan bir miktar para aldığını gördü. Görüntülerle birlikte polise merkezine giden Yılmaz çifti, üst kat komşularından şikayetçi oldu.
GÖRÜNTÜLERİ GÖRÜNCE İTİRAF ETTİ
Polis ekiplerince yakalanan 28 yaşındaki 2 çocuk annesi A.P., gözaltına alındı. Polis merkezindeki ilk ifadesinde suçlamaları kabul etmeyen şüpheli A.P., kamera görüntülerinin izletilmesinin ardından suçunu itiraf etmek zorunda kaldı. Yaklaşık 10 gün önce komşusu Hatice Yılmaz’ın, evden bir şey alması için kendisine verdiği anahtarla kasayı açtığını ve para aldığını anlatan A.P., emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
TUTUKSUZ YARGILANACAK
Savcılık sorgusunda 2 kez girdiği evden yaklaşık 2 bin lira çaldığını itiraf eden A.P., ifadesinin ardından tutuklama istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Şüpheli A.P. çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, çaldığı paralar da Recep-Hatice Yılmaz çiftine iade edildi. Polisin olayla ilgili soruşturması sürüyor.

Partizan - Beşiktaş: 0-4

    UEFA Avrupa Ligi C Grubu üçüncü maçında Beşiktaş, Sırbistan temsilcisi Partizan'ı rakip sahada 4-0 mağlup etti. Siyah beyazlıların gollerini 18. dakikada Veli, 45'te Demba Ba, 52'de Oğuzhan ve 54'te Gökhan Töre attı.

Stat: Partizan
Hakemler: Paolo Mazzoleni, Riccardo Di Fiore, Matteo Passeri (İtalya)
Partizan: Lukaç, Volkov, Stankoviç, Çirkoviç, İliç, Stevanoviç, Jivkoviç (Dk. 67 Grbiç), Drinçiç (Dk. 61 Markoviç), Pantiç, Lazoviç (Dk. 61 Ninkoviç), Şkuletiç
Beşiktaş: Tolga Zengin, Sivok, Franco, Motta, Gökhan Töre (Dk. 64 Kerim Frei Koyunlu), Veli Kavlak, Hutchinson, Oğuzhan Özyakup (Dk. 78 İsmail Köybaşı), Necip Uysal, Demba Ba (Dk. 69 Cenk Tosun), Olcay Şahan
Goller: Dk. 18 Veli Kavlak, Dk. 45 Demba Ba, Dk. 52 Oğuzhan Özyakup, Dk. 54 Gökhan Töre (Beşiktaş)
Sarı kartlar: Dk. 14 Olcay Şahan, Dk. 31 Motta (Beşiktaş), Dk. 42 Volkov, Dk. 75 İliç (Partizan)
İKİ TAKIMIN DA GALİBİYETİ YOK
Beşiktaş ve Partizan grupta yapılan iki maçta galibiyet alamadı. "Kara Kartallar", ilk hafta İstanbul'da Asteras ile ikinci haftada ise deplasmanda Tottenham ile 1-1 berabere kaldı ve 2 puan topladı.
     

Partizan ise ilk karşılaşmasında evinde Tottenham ile golsüz berabere kalıp, deplasmanda Asteras'a 2-0 mağlup oldu.

Hekimoğlu'nun Torunu: "Deliderviş"


    Uzun yıllar Fatsa, Ordu, Tokat, Niksar, Samsun dağlarında hüküm süren, halk arasında mertliği, yiğitliği ve yardımseverliğiyle şöhret yapan ve adına türkü yakılan halk kahramanlarından Hekimoğlu’un 4. kuşak torunu dedesinin izinde.



Uzun yıllar FatsaOrduTokatNiksarSamsun dağlarında hüküm süren, halk arasında mertliği, yiğitliği ve yardımseverliğiyle şöhret yapan ve adına türkü yakılan halk kahramanlarından Hekimoğlu'un 4. kuşak torunu dedesinin izinde.
Hekimoğlu, Samsun Opera ve Balesi tarafından yapılan dünya prömiyeri ile yeniden gündeme geldi ve bilinmeyen yönleri ortaya çıktı.
Arkadaşları arasında "Deliderviş Hekimoğlu" olarak tanınan ve dedesi Hekimoğlu gibi ata binen, silah kullanan Necat Subaşı, dedesinin adını yaşatacak her türlü etkinlikte yer almak istediğini söyledi. Subaşı, "Özellikle dedemizin adını yaşatacak film olabilir, belgesel olabilir buna benzer ne olursa olsun tabi ki oynamayı isteriz ve gururda duyarız" dedi.
Özellikle 4. kuşak torunu olarak araştırma yaptıklarını belirten Necat Subaşı şu bilgileri verdi: "Araştırmalarımızın sonunda en önemli etkenlerimizden bir tanesi Çerkez değil, Gürcü olduğu yönünde idi. Zaten biz de bunu biliyorduk. İkincisi ise babasının hekim olduğu, o da bizim için bir önem kazandırdı. Türküde dile getirilen kızın ismi Fatma'dır. Araştırmalarımızda böyle veriler elde ettik. Lakin türkülerde Narin diye bahseder. Narin'in asıl ismi Fatma'dır. Aşık olma durumu vardır ama dağa çıkma sebebi tamamen farklıdır. Hekimoğlu'nun kaçış sürecide Narin değil, Gürcübey'in değirmeninde işçi olarak çalışırken alacağını parayı alamadığından ötürü aralarında tartışma çıkıyor, silahla Gürcübey'in oğlunu öldürüyor ve ondan sonra macerası başlıyor. Uzun yıllar dağlarda kaçak yaşıyor. Köylülerin özellikle mazlumların, garibanların dostu oluyor, zalimlerinden korkulu rüyası oluyor. Batum'dan TokatNiksar dağlarına kadar da at koşturduğu bilinir. Kaçak olduğu zaman Havza'nın Yukarı Yavuçuk köyüne Çekez düğününe gelen Hekimoğlu, burada hacı annemizin annesiyle tanışıyor ve aşık oluyor. Her ne kadar ailesi razı olmasa da sonunda Hekimoğu ile evlenmesine razı oluyorlar. Hekimoğlu evlendikten sonra dağlarda yaşamaya devam diyor, zaman zaman da Yavuçuk köyüne gelerek eşi Sırma hamını görüyor. Hekimoğlu uzun bir süre eşinden ayrı dağlarda kalırken bir kızının olduğunu öğreniyor. Havza'nın Yukarı Yavucuk köyüne kızı Refiye'yi almaya geliyor, evin kapısını çalıyor. 'Ben Tanrı misafiriyim, kızım bana kapıyı aç' diyor. Kızı Refiye ise babası olduğunu bilmiyor. Evde bulunan kızı da 'Kapıyı açamamam, karnınız açsa size ekmek verebilirim' diyor. Hekimoğlu ve adamlarına ekmek veriyor ve o anda Hakimoğlu kızını almaktan vazgeçiyor. Daha sonra adamlarından bir tanesi eve geliyor ve 'O senin baban' diyor ve 'Dere kenarında o ekmeği yerken ağlıyordu' diyor. Bunu hacı annemiz anlatırken ağlayarak anlatırdı. Babasından çok bahsederdi. Babasının arkadaşları vasıtasıyla çok bilgilere de sahipti. Hacı annemizin nüfus kütüğünde Hekimoğlu'nun ismi de resmi evraklarında mevcuttur."
Hekimoğlu'nun son dönemlerinde Çiftlice Muhtarı'nın yaptığı ihbar üzerine kolluk kuvvetleri tarafından uzun süren çatışma sonunda öldürüldüğünün bilindiğini ifade eden Necat Subaşı, "İşin bilinmeyen noktası Çiftlice Muhtarı değil, amcasının oğlu ihbar etmiştir. Bunu sebebi de amcasının oğlu bir kıza aşık olur ve Hekimoğlu'ndan yardım talebinde bulunuyor. Hekimoğlu yaptığı araştırmada amcasının oğlunun sevdiği kızın nişanlı olduğunu öğreniyor. Bunun üzerine amcasının oğluna 'Bizim meşrebimiz de böyle bir şey yok. Bizim ahlakımızda böyle bir şey yok. Kesinlikle müsaade vermem' diyor. Amcasının oğlu da bunu gururuna yediremiyor ve en büyük ihbarcı da amcasının oğlu oluyor. Bu da bizim için üzücü tarafı. Hekimoğlu'nun böyle gitmesi ayrı bir üzüntü. Af talebinde bulundu. Devlet onu afetse veya cezaevine koysa belki de daha uzun yaşayabilirdi, daha farklı anıları olabilirdi" şeklinde konuştu.
Hekimoğlu'nun "aynalı martin" tüfeğinin kendilerine kalan tek yadigarı olduğunu dile getiren Subaşı,
"Bir de Fatsa'nın meydanında öldürüldüğünde bir fotoğrafçının çektiği dedemizin yerde yatar şeklinde fotoğrafı var. O da 1960'lı yıllarda Amerika'dan Fatsa'ya gönderiliyor. Bir fotoğrafı, anıları ve birde aynalı martini kaldı" ifadelerini kullandı.

Turhal belediyesine çaycı olarak girdi Müdür olarak Emekli Oldu

 
  42 yıl önce Turhal Belediyesi'ne çaycı olarak giren Ömer Gülen, belediyede birçok birimde çalıştıktan sonra Zabıta Müdürlüğü'ne kadar yükselerek emekli oldu.

"BÜTÜN BİRİMLERDE ÇALIŞTI"
Turhal'da 42 yıl önce çaycı olarak işe girerek, 7 ayrı belediye başkanıyla birlikte çalışarak emekli olan Ömer Gülen için belediye binası önünde tören düzenlendi. 1972 yılında Turhal Belediyesi'ne giren Gülen, çaycılıktan işçiliğe, itfaiyeden, zabıta memurluğu ve amirliğine kadar birçok birimde çalıştıktan 11 yıl zabıta müdürü olarak görev yaptı.
"ÇAYCILIKTAN BAŞMÜDÜRLÜĞE"
Turhal Başkanı Yılmaz Bekler, ilk defa emekli olan çalışanları için tören düzenlediklerini ifade ederek, "1972 yılında belediyeye girmiş. Ben 3 yaşındayken. Bakmayın böyle genç durduğuna tahmin ediyorum çok yaşlıdır yaşını sormayacağım. 1972-75 yılları arasında belediyemizde çaycılık yapmış. Hikayeye bakın çaycılıktan başmüdürlüğü. 1975-80 yılları arasında 6 yıl işçilik yapmış. 1081-82 yılları arasında 1 yıl itfaiye eri olmuş. 1982-1998 yılları arasında 16 yıl zabıta memurluğu yapmış. 1098-2003 yılları arsında 5 yıl zabıta amirliği yapmış. 2003-2014 yılları arasında da tam 11 yıl zabıta başmüdürlüğü yapmış. Biz geldikten sonra kendisini çağırmıştım zabıta müdürlüğüyle ilgili bir görev değişimi yapacaktım. Dedim ki 'nereyi istiyorsan orada çalışmana izin vereceğim, müsaade edeceğim.' Kendisinin istediği yere vermiştim o zaman. Bana dedi ki 'emekli olacağım zaten.' 'İstersen çalışabilirsin' dedim, 'Yok, emekli olacağım' dedi. Bugün de emekli olarak karşımızda" dedi.
"7 AYRI BELEDİYE BAŞKANIYLA ÇALIŞTI"
Turhal Belediyesi'nden kendi isteğiyle emekli olmaya karar verdiğini belirten Ömer Gülen, toplam 7 ayrı belediye başkanıyla çalıştığını söyledi. Eski belediye başkanlarından Murat Alpat döneminde çaycı olarak işe girdiğini belirten Gülen, "Çay ocağın da 3 sene çalıştım. 3 sene sonra itfaiyeye geçtim. 6 sene orada çalıştım. Rahmetli Naci Özdemir bey geldi. Naci abiden sonra 12 Eylül koptu. 12 Eylül'ü savdım. Ondan sonra Mehmet Kılıç, Anap dönemi geldi. Muhsin Pehlivan geldi. Duran Evren iki sefer geldi. İki sefer Ali Gözen geldi. Son Yılmaz bey geldi. Sonuncu başkanım. Yılmaz başkanıma böyle bir tören düzenlendiği için çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.
"ALLAH NAZARDAN SAKLASIN"
Konuşmaların ardından Belediye Başkanı Yılmaz Bekler, 42 yıllık emektara "Allah nazardan saklasın diye" yakasına altın taktı. Başkan Yardımcısı Yusuf Geniş kol saati hediye ederken, Başkan Yardımcısı Hakan Alparslan ise plaket takdim etti.